
bunu seyredip gaza geldim. dışarısı 5 derece filan heralde. çıkıp sigara içtim.
sene en fazla 2002 olmalı. beraber seyretmiştik bu filmi.
bizim oradaki sinemada.
sonra parkta oturup hasssiktirr olmuştuk. :)
seneler çabucak geçio be denizim!
sadece kasımda diil hayatın her anında aşk bambaşka..
umarım hep bi şekilde bi şeyleri aşkla yaşarız..
kendi tanımlarımız aşka dair olursa,
aşk sabahları içtiğin sıcak sütlü kahveye benzerse,
sen benzetebilirsen,
aşk hep seninle.
onu yaratmak bizim elimizde.
trafiğin ortasında karşıdan karşıya geçerken,
ya da sahilde tek başına yürürken,
bi an yakaladığında,
o an seni sen yaptığında,
aşk orada olacak,
sen de onunla olmayı tercih edersen.
nasıl algılıyorsan yanından geçip gidenleri,
durup seninle kalanları,
sen hepsini ayrı ayrı sevmeyi başarabilirsen,
aşk orada olacak,
sen de onunla olmayı kabul edersen.
bi gün yağmur yağacak, öbür gün güneşi göreceksin.
sen bile aynı sen değilsin hiç bi anda.
demir attığın duygular arasında,
aşk varsa,
sen aşksın,
aşk da seninle varolan,
seni tanrılaştıran,
senin tanrına seni yakınlaştıran.
her şey bi yana,
dileklere adanan ağaçlar ölür,
mumlar ise söner.
sen varoldukça kendini dile hep,
o halde,
aşkla dile.
ki
aşk senle nefes alsın,
senle büyüsün,
varsın senle ölsün!
herkesin noktası kendine,
aşkı kendine!
kişisel fikrimi soracak olursan,
sormasan da bu kalbimdeki yegane cevap,
hep benle olan, beni ben yapan:
aşk o kadar büyük ki,
ölsek de,
altına imza atamadığımız bi vasiyet.
senden benden geçen,
serseri bi emanet.
peki sahiplenebilir miyiz aşkı?
hayır.
o her yere, her şeye ait.
aslında her yer ve her şey de ona.
aşk dönüşmek için var,
sana,
bana.
bi küçücük gülümse,
bi kerecik ağla.
aşk dönüşmek için var,
dövüşmek için değil.
hayatla dövüşme,
aşkla dönüş,
bi kahve ikram et kendine,
eskiyi an, yenisine yan.
aşk bizi yakmaz,
biz bizi yakarız.
bahanesiz ve sade olmalı,
saadete böyle ermeli.
aşk tesadüf olamayacak kadar büyük,
tesadüf kader olamayacak kadar küçük,
biz kaderiz,
ağır aksak..
aşk kaderimiz,
eğer aşksak..