içgüdülerimiz varolmamız, sürmemiz için sigortalasa da hayatı, şuurun bi noktasında takılıp bazen, karanlığa doğru çeviriyoruz yüzümüzü. isteyerek yapıyoruz bunu. hırpalıyoruz aynadaki aksimizi, tam gülümseyecekken büküveriyorum dudağımı misal. ben de yapıyorum bunu.
mutsuzluğu üretmek kolay. çünkü gittikçe yalnızlaşan bi kalabalık olarak gittikçe çirkinleşen bi dünyada yaşıyoruz. inançlarımız korkuyla beslenmiş. geceleri radyoda şiir okuyan o adam gibi konuşmak istemezdim ama maddeden değil, sevgiden tasarruf etmişiz.
bugün olanı anlatayım. bi yerde bi paragraf okudum, bi arkadaşım vesilesiyle.
bi şeyler çözüldü içimde ilmek ilmek. sanki zaten bildiğim bi şeyi unutmuş, bu sayede hatırlamış gibi oldum. bi an gelir ve işte bu ulan der ya insan, işte bu ulan dedim ben de. işte bu!
istanbul lodos, ben süt liman.
başka bi paragraf adıyorum bu şevke;
azdan hatta hiçten sadece yokluk değil, mutluluk da çıkar, inanıyorum, korkmuyorum.
"Yanımda dostların en koyusu, kadehimde sakız rakısı, dilim kekeme, elimde olta, oltanın elinde zoka, sandalda Barba Stanco, küpeştede Sivriada, yıldızlar bağrımda; dümendeyim. Motor hışır hışır hışırdıyor. Ağaçlar yıldızları, ağaçlar tepeleri, köpek sesleri sabahları getiriyor. Bir balık kokusu içiyorum. Bir Rum evinden midye tavası, bıyıklarımın içinden anason kokusu geliyor."
Kalinikhta/Sait Faik Abasıyanık
28 Kasım 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

2 kıpırtı::
Bence de "ferdi" melankoli güzel bir duygu çünkü dış mihrak yok, nerede başlayıp nerede duracağına sen karar veriyorsun. Ayrıca insanın kendi kendine yalnız kalabilmesi; okuduğu, dinlediği veya gördüğü birşeyin etkisiyle hesaba kitaba girmesi o insanın ne kadar derin düşünebildiğinin de kanıtıdır kanımca...
yine "işte bu!"; ne güzel dedin sen öyle.. ferdi melankoli.. evet evet bu! :)
kimseye dokanmaz, bağırmaz, çağırmaz.
bi bankta otururken, oturgaçlı götürgeçte, bi de pazar öğleden sonraları çok olur.
eyi olur eyi eyi :)
Yorum Gönder
yorumlayın garii!