şikayet etmiyorum tabii, gani gani tatil yağsın üstümüze! ve fakat gerçekler acıdır ve acıtır:
2011 takvimine göz gezdirince böylesi efsanevi tatiller hususunda kurak bi döneme gireceğimizi görüyorum. dolayısıyla yıllık izinler daha bi kıymetli olacak hiç şüphesiz..
son tatil günümün yaklaşık dört saatini ekmek teknem leptapımın başında geçirdiğimi de eklemek isterim. bu sefer serzeniş yok, iyi oldu, hatta oh oldu bana. gerçek hayata yumuşak bi geçiş yapmış, hali hazırda bed olacak pazartesi sabahımı bi nebze ferahlatmış oldum. içimdeki deli karameL avaz avaz bağırıyor yine: bırak bu işleri kızım, bas git! diyor, duymazdan gelmeye devam ediyorum.
itinayla böğür dövülür.

konuyla endirekt alaka: vincent van gogh - the siesta
biraz önce 19 numarayla pazar kahvemizi içtik. kendisi bu tatili sharm el sheikh'te zilyon çeşit balıkla yüzerek geçirdi, kıskanmamak için evliya olmak lazım. laf lafı açtı, konu önce bisiklete, sonra dansa geldi. ben kendime bisiklet arkadaşı, kendisi kendisine salsa arkadaşı bulmuş oldu. ortak fikrin özeti: bu kış kestane yiyerek geçmez!
hadi bakalım pijamaları giyme vakti. buono notte gençlik, karameL kaçar..

0 kıpırtı::
Yorum Gönder
yorumlayın garii!